Ve O, yeri yayıp uzatan, onda sarsılmaz-dağlar ve ırmaklar kılandır. Orada ürünlerin her birinden ikişer çift yaratmıştır; geceyi gündüze bürümektedir. Şüphesiz bunlarda düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Rad Suresi, 3) Üzerinde güvenle yürüdüğümüz yeryüzü de bir Kuran mucizesidir. Yukarıdaki ayette "yayıp uzatan" olarak çevrilen

Yer, o şiddetli sarsıntısıyla sarsıldığı, yer, ağırlıklarını dışa atıp-çıkardığı ve insan: "Buna ne oluyor?" dediği zaman; o gün (yer), haberlerini anlatacaktır. (Zilzal Suresi, 1-4) Ülkemizin de defalarca maruz kaldığı depremler birer Kuran mucizesidir. Arapçada "zilzal" kelimesi deprem, sarsıntı; "eskaleha" kelimesi ise "ağırlıklarını, ağır yüklerini" anlamlarına gelmektedir.

Dönüşlü olan göğe andolsun. Yarılan yere de. (Tarık Suresi, 11-12) Üzerinde ayak basmadığımız yerler olan yeryüzü bir Kuran mucizesidir. Yukarıdaki ayette geçen Arapça "sad'a" kelimesi Türkçede "çatlama, yarılma, ayrılma" anlamlarına gelmektedir. Allah'ın yerin yarılması üzerine yemin etmesi, Kuran'ın diğer bilimsel mucizelerinde olduğu gibi burada da dikkat

Bu makalede Kuran'ın matematiksel mucizelerinden biri olan "Göklerle Yerin Birbirinden Ayrılmasını inceleceğiz. Kuran'da göklerin yaratılışı hakkında bilgi verilen bir başka ayet ise şöyledir: O inkar edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, Biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de