
HAMAN VE ESKİ MISIR YAZITLARI

19. yüzyılda Mısır hiyeroglifleri çözülene dek "Haman" kavramı
bilinmiyordu. Hiyeroglifler çözülünce, Haman'ın Firavun'un
yakın bir yardımcısı ve "taş ocaklarının başı" olduğu anlaşıldı.
(Üstte, Mısır'daki inşaat işçileri) Dikkat edilmesi gereken
nokta, Kuran'da da Haman'ın Firavun'un emrinde inşaatları
yöneten bir kişi olarak anılmasıdır. Yani Kuran'da, o dönemde
hiçbir insan tarafından bilinemeyecek bir bilgi verilmiştir.
|
Kuran'da Eski Mısır hakkında verilen bilgilerin bazıları yakın
zamana kadar gizli kalmış bazı tarihsel gerçekleri açığa çıkarmaktadır.
Bu gerçekler, Kuran'daki her kelimenin belirli bir hikmete göre
kullanıldığını da bize göstermektedir.
Kuran'da Firavun'la birlikte adı geçen kişilerden birisi "Haman"dır.
Haman, Kuran'ın 6 ayetinde, Firavun'un en yakın adamlarından biri
olarak zikredilir.
Buna karşılık Tevrat'ta Hz. Musa'nın hayatını anlatan bölümde,
Haman'ın adı hiç geçmez. Fakat Haman ismi Eski Ahit'in sonraki bölümlerinde,
Hz. Musa'dan yaklaşık 1100 sene sonra yaşamış ve Yahudilere zulmetmiş
bir Babil kralının yardımcısı olarak geçmektedir.
Kuran hakkında akıl dışı yorumlarda bulunan bazı gayrimüslimlerin
iddialarının dayanaksız olduğu bir Mısır hiyeroglifinin bundan yaklaşık
200 yıl önce çözülüp, eski Mısır yazıtlarında "Haman" isminin bulunmasıyla
ortaya çıktı. 18. yüzyıla dek Eski Mısır dilinde yazılmış kitabeler
ve yazılar okunamıyordu. Eski Mısır dili hiyeroglifti ve çağlar
boyunca bu dil varlığını sürdürmüştü. Fakat MS 2. ve MS 3. yüzyılda
Hıristiyanlığın yayılması ve kültürel etkisiyle Mısır, dinini olduğu
gibi dilini de unuttu; yazılarda hiyeroglif kullanımı azaldı ve
sona erdi. Hiyeroglif yazısının kullanıldığı bilinen en son tarih
MS 394 yılına ait bir kitabedir. Bundan sonra bu dil unutuldu ve
bu dilde yazılmış yazıları okuyabilen ve anlayabilen kimse kalmadı.
Ta ki bundan yaklaşık iki yüzyıl öncesine dek…
Eski Mısır hiyeroglifi 1799 yılında, Rosetta Stone adı verilen,
MÖ 196 tarihine ait bir kitabenin bulunmasıyla çözüldü. Bu tabletin
özelliği üç farklı yazıyla yazılmış olmasıydı: Hiyeroglif, demotik
(hiyeroglifin el yazısı şekli) ve Yunanca. Yunanca metnin de yardımıyla
tabletteki eski Mısır yazısı çözülmeye çalışıldı. Tabletin tüm çözümü,
Jean-Françoise Champollion adlı bir Fransız tarafından tamamlandı.
Böylece unutulan bir dil ve bu dilin anlattığı tarih aydınlanmış
oldu. Bu sayede eski Mısır uygarlığı, onların dinleri ve sosyal
yaşantıları hakkında bir çok şey öğrenildi.
Hiyeroglifin çözümüyle konumuzu da
ilgilendiren çok önemli bir bilgiye daha erişilmiş oldu: "Haman"
ismi gerçekten de Mısır yazıtlarında geçiyordu. Viyana'daki Hof
Müzesi'nde bulunan bir anıt üzerinde bu isimden söz ediliyordu.
Aynı yazıtta Haman'ın Firavun'a olan yakınlığı da vurgulanıyordu.207
Tüm yazıtlara dayanılarak hazırlanan
"Yeni Krallıktaki Kişiler" sözlüğünde ise, Haman'dan "Taş ocaklarında
çalışanların başı" olarak bahsediliyordu.208
Ortaya çıkan sonuç önemli bir gerçeği ifade ediyordu. Haman, aynen
Kuran'da geçtiği gibi Hz. Musa zamanında Mısır'da yaşayan bir kişiydi.
Kuran'da bahsedildiği gibi, Firavun'a çok yakındı ve inşaat işleriyle
ilgileniyordu.
Kuran'da, Firavun'un kule yapma işini Haman'dan istemesini haber
veren ayet, bu arkeolojik bulguyla tam bir uyum içindedir:
Firavun dedi ki: "Ey önde gelenler, sizin
için benden başka İlah olduğunu bilmiyorum. Ey Haman, çamurun
üstünde bir ateş yak da, bana yüksekçe bir kule inşa et,
belki Musa'nın İlahına çıkarım çünkü gerçekten ben onu yalancılardan
(biri) sanıyorum." (Kasas Suresi, 38)
Sonuç olarak, Eski Mısır yazıtlarında Haman'ın adının bulunması,
Kuran'ın, gayba hakim olan Allah katından indirilmiş olduğunu bir
kez daha ortaya koydu. Zira Kuran'da Peygamber Efendimizin yaşadığı
devirde ulaşılması ve çözülmesi mümkün olmayan bir tarihi bilgi
mucizevi şekilde bizlere aktarılmıştı.

207.
Walter Wreszinski, Aegyptische Inschriften aus dem K.K. Hof Museum
in Wien, 1906, J. C. Hinrichs' sche Buchhandlung.
208.
Hermann Ranke, Die Ägyptischen Personennamen, Verzeichnis der
Namen, Verlag Von J. J. Augustin in Glückstadt, Band I, 1935,
Band II, 1952.
|