
KURAN'DA KANIN YASAKLANMASININ
HİKMETLERİ
O, size ölüyü (leşi)- kanı, domuz etini
ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan)ı kesin olarak
haram kıldı. Fakat kim kaçınılmaz olarak muhtaç kalırsa,
taşkınlık yapmamak ve haddi aşmamak şartıyla (ölmeyecek oranda yiyebilir),
ona bir günah yoktur. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
(Bakara Suresi, 173)
Allah'ın kanı insanlara haram kılmasının hikmetleri 20. yüzyıl
bilgileri ile ortaya çıkmıştır. Kan sindirim esnasında emilen protein,
şeker, yağ gibi maddelerle, vitamin, hormon ve oksijeni hücrelere
taşıyarak canlılığın devamını mümkün kılar. Diğer taraftan vücuttan
atılması gereken çeşitli zehirli maddeler, zararlı atıklar da kan
yoluyla taşınır. Bu bakımdan kanın en önemli görevlerinden biri
de üre, ürik asit, keratin ve karbondioksit gibi hücrelerden gelen
atıkları taşımaktır.
Dolayısıyla belirli miktarda kan içilmesi durumunda, kan yoluyla
taşınan bu zararlı maddelerin vücuttaki seviyeleri çok yükselir.
Bu da kan vasıtasıyla böbreklere taşınan ve idrarla dışarı atılan
zararlı maddelerin -"üre"- miktarını arttırır. Bu durum
komaya kadar gidebilecek beyin fonksiyonu bozukluklarıyla sonuçlanabilir.
Bu nedenle sağlıklı bir hayvandan alınsa bile, kanda zararlı bileşenler
-kanın görevi itibariyle- daima bulunur. Hasta bir hayvandan alındığı
takdirde ise, çeşitli parazitler ve mikroplar da kan yoluyla taşınmış
olur. Bu durumda, mikroplar kişinin kanında çoğalarak, tüm vücuda
yayılabilir. Nitekim asıl tehlike unsuru olan da bu yönüdür. Bir
insanın kan içmesi durumunda, tüm mikroplar ve atık maddeler kişinin
vücuduna yayılarak, böbrek yetmezliği, karaciğer koması gibi hastalıklara
yol açacaktır. Bunların yanı sıra kanla taşınan mikropların çoğu
mide va bağırsak duvarlarına zarar vererek daha pek çok hastalığa
neden olabilecektir.
Öte yandan kan steril bir ortam değildir; diğer bir deyişle mikropların
gelişmesi için uygun bir ortamdır. Mikroplar kanda çok iyi beslenme
imkanı buldukları için çoğalmaları açısından uygun koşullara sahiptir.
Kan, vücuttaki diğer sıvıların fonksiyonları ve bağışıklık sistemi
ile tam olarak dengelendiğinde, vücut mikroorganizmaların yaşamına
-dolayısıyla hastalıklara- destek vermez. Sağlıklı bir kişide, bu
mikroorganizmalar vücut içerisinde karşılıklı olarak birbirlerinden
faydalanarak ortak bir yaşam sürerler. Ancak bu ortamda ciddi bir
değişiklik olduğunda, diğer bir ifadeyle vücudun iç dengesi bozulduğunda,
uygun ortam bulduklarında hastalıklara sebep olabilecek mikroorganizmalara
dönüşebilirler.
Örneğin kanın pH (asit ve baz dengesi) değeri zayıf beslenme veya
zararlı kimyasalların etkisiyle, fazla asidik veya fazla alkali
olursa, zararsız mikroplar hastalıklara sebep olacak şekilde biçim
değiştirebilirler. Kaldı ki vücudun sağlıklı olması için, kanın
pH değerinin de 7.3 civarında olması gereklidir. Bu değerdeki küçük
farklılıklar bile, bu dengenin bozulmasına, mikroorganizmaların
ortama ayak uydurmak için daha zaralı hale gelmesine sebep olabilir.
Kanın steril olması, dışarıda bırakılan sütün bozulmasına benzetilebilir.
Zaten kanın içinde bulunan mikroplar, kendilerini bu yeni ortama
göre değiştirerek, zararlı etkiler gösterebilirler.
Tüm bunların yanı sıra, kan gıda maddesi olarak da uygun bir besin
değildir. Kanda sindirimi mümkün albümin, globülin ve fibrinojen
gibi proteinlerin miktarı azdır; 100 ml. kanda bu proteinlerin miktarı
8 gram kadardır. Aynı durum yağlar için de geçerlidir. Ayrıca kanda
sindirimi çok zor olan ve midenin kabul etmediği kadar kompleks
bir protein olan hemoglobin yüksek miktarda bulunur. Kanın pıhtılaşması
durumunda, fibrinojen proteini, fibrine dönüşerek alyuvarları içeren
bir ağ meydana getirir. Fibrin ise sindirimi en zor proteinlerden
biri olarak, kanın sindirimini daha da güçleştirir. Sonuç olarak
sağlık uzmanları, kanın hiçbir şekilde insan tüketimine uygun olmadığında
hemfikirdirler.
Bir başka ayette Rabbimiz şöyle bildirmektedir:
Ölü eti, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilen,
boğulmuş, vurulmuş, yüksek bir yerden düşmüş, boynuzlanmış yırtıcı
hayvan tarafından yenmiş, -(henüz canlıyken yetişip) kestikleriniz
hariç,- dikili taşlar üzerine boğazlanan (hayvanlar) ve fal oklarıyla
kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar fısktır (günahla yoldan
sapmadır.) Bugün inkara sapanlar, sizin dininizden (dininizi yıkmaktan)
umut kesmişlerdir. Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki
nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip-beğendim. Kim
'şiddetli bir açlıkta kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa'
-günaha eğilim göstermeksizin- (bu haram saydıklarımızdan yetecek
kadar yiyebilir.) Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir. (Maide
Suresi, 3)
Allah'ın bu emrine uyarak, insan o dönem için hikmetini kavramadığı
bir zarardan korunmaktadır. Allah'a inanıp güvenerek, O'nun emir
ve yasaklarını uygulayanlar hem ahiretleri açısından hayırlı bir
yaşam sürerler, hem de Allah'ın koruması ve sonsuz rahmeti altında
yaşarlar.
|