
BİYOMİMETİK: CANLILARDAKİ TASARIMLARI ÖRNEK
ALMA
Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır,
size onların karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile
kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir
süt içirmekteyiz. (Nahl Suresi, 66)
Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders
(ibret) vardır; karınlarının içinde olanlardan size içirmekteyiz
ve onlarda sizin için daha birçok yararlar var. Sizler onlardan
yemektesiniz. Onların üzerinde ve gemilerde taşınmaktasınız. (Müminun
Suresi, 21-22)
Bugün pek çok bilim adamı ve araştırma-geliştirme (ARGE) uzmanı
projelerine başlamadan önce, bunun canlılardaki örneklerini araştırmakta,
onlardaki sistem ve tasarımları taklit etmektedirler. Diğer bir
deyişle bilim adamları, Allah'ın doğada yarattığı tasarımları görüp
incelemekte ve bunlardan ilham alarak yeni teknolojiler geliştirmektedirler.
Bu yönelim yeni bir bilim dalı doğurmuştur: "Biyomimetik". "Doğadaki
canlılardan taklit" anlamına gelen bu bilim dalı, özellikle son
dönemlerde teknoloji dünyasında yaygın bir uygulama alanı bulmuştur.
Kuran'da Müminun Suresi'nin 21. ve Nahl Suresi'nin 66. ayetlerinde
"ders alma, öğüt, önem, önemli şey, örnek" anlamlarına gelen "ibreten"
kelimesinin kullanılması bu bakımdan çok hikmetlidir.
Biyomimetik, insanların doğada bulunan sistemleri taklit ederek
yaptıkları maddelerin, aletlerin, mekanizma ve sistemlerin tümünü
ifade eden bir terimdir. Doğadaki tasarımlar örnek alınarak yapılan
aletlere, özellikle nanoteknoloji, robot teknolojisi, yapay zeka
(AI), tıbbi endüstri ve askeri donanım gibi alanlarda kullanılmak
için gerek duyulmaktadır.
Biyomimetik (biyomimikri), ilk defa Montanalı bir yazar ve bilim
gözlemcisi olan Janine M. Benyus tarafından ortaya atılmış bir kavramdır.
Türkçe karşılığı “biyotaklit” olan bu kavram, daha sonra pek çok
kişi tarafından yorumlanmış ve uygulamaya geçirilmiştir. Biyomimetik
hakkında yapılan yorumlardan biri şöyledir:
Biyomimikrinin ana teması doğadan model, ölçü
ve akıl olarak öğrenecek çok şeyimiz olduğudur. Bu araştırmacıların
ortak noktası, doğadaki tasarıma saygı göstermeleri ve insanların
karşılaştıkları problemlerin çözümünde bunları kullanarak ilham
almalarıdır.151
Ürün kalitesini ve verimini artırmada doğadan faydalanan şirketlerden
biri olan Interface’in ürün stratejisti David Oakey de biyomimetik
konusunda şunları söyler:
Doğa, benim iş ve tasarım konularında
akıl hocam, yaşam tarzım için bir model. Doğanın sistemi milyonlarca
senedir çalışıyor… Biyotaklit, doğadan öğrenmenin bir yoludur.152
Son yıllarda bilim adamları hızla yaygınlaşan bu fikri benimsediler;
önlerindeki benzersiz ve kusursuz modelleri örnek alarak çalışmalarına
hız kazandırdılar. Doğadaki tasarımlar, en az malzeme ve enerji
ile en fazla verim almaları, kendi kendilerini onarma özellikleri,
geri-dönüşümlü ve doğa-dostu olmaları, sessiz çalışmaları, estetik,
dayanıklı ve uzun ömürlü olmaları bakımından teknolojik çalışmalara
örnek teşkil ederler. High Country News adlı bir gazetede
biyomimetik bilimsel bir hareket olarak tanımlanmış ve şöyle bir
yorum yapılmıştır:
Doğal sistemleri model alarak, bugün
kullandığımızdan çok daha uzun süreli teknolojiler oluşturabiliriz.153
Doğada gördüğü mükemmellikler üzerinde düşünerek, doğadaki modellerin
taklit edilmesi gerektiğine inanan Janine M. Benyus'un Biomimicry
(Biyomimikri) adlı kitabında verdiği örneklerden bazıları şunlardır:
* Arı kuşlarının 10 gramdan daha az bir yakıtla Meksika Körfezi'ni
geçebilmeleri,
* Yusufçukların en iyi helikopterlerden bile daha iyi manevra yapabilmeleri,
* Termit kulelerinde bulunan iklimlendirme ve havalandırma sistemlerinin,
donanım ve enerji sarfiyatı bakımından insanların yaptıklarından
çok daha üstün olmaları,
* Yarasanın çok-frekanslı ileticisinin, insanların yaptığı radarlardan
daha verimli ve duyarlı çalışması,
* Işık saçan alglerin vücut fenerlerini aydınlatmak için çeşitli
kimyasalları biraraya getirmeleri,
* Kutup balıkları ve kurbağaların donduktan sonra yeniden hayata
dönmeleri ve organlarının buz nedeniyle hasara uğramaması,
* Bukalemunun ve mürekkep balığının, bulundukları ortamla tam bir
uyum içinde olacakları şekilde derilerinin renklerini, desenlerini
anında değiştirmeleri,
* Arıların, kaplumbağaların ve kuşların haritaları olmadan uzun
mesafeleri katetmeleri,
* Balinaların ve penguenlerin oksijen tüpü kullanmadan dalmaları,
Yukarıda sadece birkaç örneğine yer verdiğimiz doğadaki hayranlık
uyandıran bu gibi mekanizma ve tasarımlar, teknolojinin birçok alanını
zenginleştirme potansiyeline sahiptir. Bilgi birikimimizin artması
ve teknolojik imkanların gelişmesi ile birlikte bu potansiyel her
geçen gün daha da ortaya çıkmaktadır.
Hayvanların her biri, insanları hayrete düşüren birçok yaratılış
özelliklerine sahiptir. Kimileri suda hareket etmelerini sağlayan
en ideal şekle (hidrodinamik) sahipken, kimileri de bizim için oldukça
yabancı olan duyuları kullanır. Bunların birçoğu insanların ilk
defa karşılaştıkları, daha doğrusu yeni farkına vardıkları özelliklerdir.
Bazen bir canlının tek bir özelliğini bile taklit etmek için bilgisayar,
mekanik, elektronik, matematik, fizik, kimya ve biyoloji gibi bilim
dallarının önde gelen isimlerinin biraraya gelmesi gerekmektedir.
Bilim adamları her geçen gün doğada keşfettikleri benzersiz yapılar
ve sistemler karşısında hayrete düşmekte ve bunlara duydukları hayranlığı
insanlık yararına yeni teknolojiler üretmek için kullanarak göstermektedirler.
Doğada var olan mükemmel sistemlerin, uygulanan olağanüstü tekniklerin
bilim adamlarının bilgisinin ve aklının çok üstünde olduğunun, mevcut
problemlere benzersiz çözümler sunduğunun farkına varan bilim adamları,
artık senelerce uğraşarak çözüm getiremedikleri pek çok konuda doğadaki
tasarımların yardımına başvurmaktadırlar. Bunun sonucu olarak da
kısa zamanda, başarılı sonuçlar elde etmeleri mümkün olmaktadır.
Ayrıca doğanın taklidi ile birlikte bilim adamları gerek vakit ve
emek açısından, gerekse maddi kaynakların isabetli kullanılması
bakımından da çok önemli kazançlar sağlamaktadırlar.
Bugün görmekteyiz ki gelişen teknoloji yaratılış mucizelerini tek
tek keşfetmekte ve "biyomimetik" biliminde olduğu gibi canlılardaki
olağanüstü tasarımları örnek alarak insanlığa hizmet etmektedir.
Janine M. Benyus da, doğayı taklit ettiğimiz takdirde yiyecek ve
enerji üretimi, bilgi depolama, sağlık gibi birçok alanda kendimizi
rahatlıkla geliştirebileceğimizi belirtmiştir. Bu konuların ele
alındığı pek çok bilimsel makaleden birkaç tanesinin başlıklarını
şöyle sıralayabiliriz:
Bilim Doğayı Taklit Ediyor156
Hayatın Tasarımdaki Dersleri158
Biyomimikri: Gözümüzün Önünde Gizlenen Sırlar159
Biyomimikri: Doğanın İlham Verdiği Buluşlar160
Biyomimikri: Bizi Çevreleyen Üstün Yetenek161
Biyomimetik: Doğadan İyi Dizaynlar Çıkarmak162
Biyomimetik: Doğadaki Tasarımlardan Malzemeler
Meydana Getirmek163
Mühendisler Tasarım için Doğadan Örnek Alıyorlar164
19. yüzyılda doğanın taklidi sadece estetik açıdan uygulama sahasına
sahipti. Dönemin ressam ve mimarları doğadaki güzelliklerden etkilenmiş,
yaptıkları eserlerde bu yapıların dış görünüşlerini örnek almışlardı.
Ama doğadaki tasarımların olağanüstülüğünün ve bunların taklidinin
insanlar için fayda sağlayacağının anlaşılması, ancak doğal mekanizmaların
moleküler seviyede incelenmesiyle -20. yüzyılda- başlamıştır. Bugün
bilim adamları ve araştırmacılar Kuran'da yaklaşık 1400 sene evvel
bildirildiği gibi canlılardan "ders" almaktadırlar. (Detaylı bilgi
için bkz. Harun Yahya, Biyomimetik:
Teknoloji Doğayı Taklit Ediyor, Araştırma Yayıncılık)

151.
http://www. biomimicry. org/reviews_text.html
152.
http://www.bfi.org/trimtab/spring01/TrimtabSpring01.pdf
153.
http://www. biomimicry.org/reviews_text.html; Michelle Nijhuis,
High Country News, 6 Temmuz 1998, c. 30, no.13.
156.
Bilim ve Teknik Dergisi, Aðustos 1994, s. 43.
158.
http://www. nature. com/cgi-taf/DynaPage. taf?file=/nature/journal/v409/n6818/full/409413a0_fs.
html&_UserReference=C0A804EF46B465AFF2C953AE40623B641423
159.
http://www. natlogic. com/resorces/nbl/v06/n22. html
160.
http://www. biomimicry. org/reviews_text.html
161.
http://www. biomimicry. org/reviews_text.html
162.
http://www. rdg. ac. uk/AcaDepts/cb/96vincent.html163. http://www.
the-scientist.com/yr1991/july/research_910708.html
163.
http://www. the-scientist.com/yr1991/july/research_910708.html 
164.
New York Times, 11 Aralýk 2001.
|