
DİŞİ BAL ARISI
Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda
ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. - Sonra
meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda
yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler
çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir
topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)
Her arının çok fazla görevinin olduğu
arı kolonilerindeki tek istisna erkek arılardır. Erkek arılar ne
kovanın savunmasına, ne temizliğine, ne besin toplamaya, ne de petek
veya bal yapımına bir katkıda bulunurlar. Erkek arıların kovan içindeki
tek fonksiyonları kraliçe arıyı döllemektir.109
Çiftleşme organları dışında diğer arılarda bulunan özelliklerin
hemen hemen hiçbirine sahip olmadıkları için erkek arıların kraliçe
arıyı döllemekten başka bir iş yapmaları da mümkün değildir.
Koloninin tüm yükü üzerinde bulunan işçi arıların ise, kraliçe
arılar gibi dişi olmalarına rağmen yumurtalıkları gelişmemiştir,
yani kısırdırlar. Kovanın temizliği, arı larvalarının ve yavrularının
bakımı, kraliçe arı ve erkek arıların beslenmesi, bal yapılması,
peteklerin inşası ve onarım işleri, kovanın havalandırılması, kovanın
güvenliği, nektar (bal özü), polen (çiçek tozu), su, reçine gibi
malzemelerin toplanması ve bunların kovanda depolanması gibi görevleri
vardır.
Arapçada iki çeşit fiil kullanımı
vardır ve fiillerin bu kullanımlarından, öznenin erkek mi yoksa
dişi mi olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim yukarıdaki ayetlerde arı
için kullanılan fiiller (altı çizili kelimeler), fiilin dişi için
olan şekliyle kullanılmıştır. Böylece Kuran'da bal yapımında çalışan
arıların dişi olduğuna işaret edilmektedir.110
Unutulmamalıdır ki arılarla ilgili bu gerçeğin bundan 1400 sene
önce bilinmesi mümkün değildir. Ama Allah bu gerçeğe dikkat çekerek
Kuran'ın bir mucizesini daha bize göstermiştir.

109.
Hayvanlar Ansiklopedisi-Böcekler, Phoesbus Publishing Company,
İstanbul, 1979, s. 97.
110.
Dr. Mazhar U. Kazi, 130 Evident Miracles in the Qur'an, Crescent
Publishing House, New York, ABD, 1998, ss. 68-69.
|