
KALPLERİN ALLAH'IN
ZİKRİ İLE MUTMAİN OLMASI
Amerikan
Sağlık Araştırmaları Ulusal Merkezi'nden
David B. Larson ve ekibi tarafından derlenen araştırma sonuçlarına
göre, Amerikalılar arasında dindar ve inançsız kişiler arasında
yapılan karşılaştırmalar çok şaşırtıcı sonuçlar vermiştir. Örneğin
dindarların, dini yönü zayıf olan veya hiç olmayan kişilere göre,
kalp hastalıklarına %60 daha az yakalandıkları; intihar oranının
%100 daha düşük olduğu; tansiyon bozukluğuna çok daha düşük oranlarda
yakalandıkları; sigara içenler arasında bu oranın 7'ye 1 olduğu
gibi sonuçlar ortaya çıkmıştır.68
Tıp dünyasındaki önemli bilimsel kaynaklardan, Tıpta Uluslararası
Psikiyatri dergisinin yayınladığı bir araştırmada ise, kendilerini
inançsız olarak tanımlayan kimselerin hem hastalıklarla daha fazla
uğraştıkları, hem de kısa bir ömür sürdükleri bildirilmektedir.
Araştırmanın sonuçlarına göre inançsız kişilerin, mide-bağırsak
hastalıklarına yakalanma ihtimalleri inançlı insanlara göre iki
kat daha fazla, solunum hastalıklarından ölme oranlarının ise %66
daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır.
Seküler psikologlar genellikle buna
benzer sonuçları "psikolojik etki" olarak açıklarlar. Bunun anlamı,
inancın insanların moralini yükselttiği ve moralin de sağlığa katkı
sağladığıdır. Bu açıklamanın haklı bir yönü olabilir, ancak konu
incelendiğinde daha da dikkat çekici bir sonuç ortaya çıkmaktadır.
Allah'a olan inanç, başka herhangi bir moral etkiden çok daha güçlüdür.
Harvard Tıp Fakültesi'nden Dr. Herbert Benson'ın dini inanç ve bedensel
sağlık arasındaki ilişkiyi inceleyen kapsamlı araştırmaları, bu
konuda dikkat çekici sonuçlar vermiştir. Benson, inançsız bir kişi
olmasına rağmen, Allah'a olan inancın ve ibadetlerin insan sağlığı
üzerinde başka hiçbir şeyde görülmeyecek derecede olumlu bir etki
meydana getirdiği sonucuna varmıştır. Benson, "diğer hiçbir inancın,
Allah'a olan inanç gibi zihne huzur vermediği sonucuna" vardığını
açıklamaktadır.69
Peki neden iman ile
insan ruhu ve bedeni arasında böyle özel bir ilişki vardır?… Seküler
bir araştırmacı olan Benson'ın vardığı sonuç, kendi ifadesiyle,
insan bedeninin ve zihninin "Allah'a iman etmeye göre ayarlı" olduğudur.70
Tıp dünyasının yavaş yavaş fark etmeye başladığı
bu gerçek, Kuran'da "Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın
zikriyle mutmain olur" (Rad Suresi, 28) ayetiyle haber
verilen bir sırdır. Allah'a inanan, O'na dua eden, O'na güvenen
insanların diğerlerinden hem ruhsal hem de fiziksel olarak daha
sağlıklı olmalarının nedeni, yaratılışlarına uygun davranmalarıdır.
İnsanın yaratılışına aykırı olan felsefe ve sistemler, insanlara
hep acı, hüzün, sıkıntı ve bunalım getirmektedir.
Modern tıp, yukarıda
kısaca belirttiğimiz bulgular ışığında bu gerçeğin farkına varma
yolundadır. Patrick Glynn'in ifadesiyle, "çağdaş tıp, tedavinin
salt maddesel yöntemler dışında da boyutları olduğu gerçeğini kabul
etme yolunda ilerlemektedir."71

68.
Patrick Glynn, God: The Evidence, The Reconciliation of Faith and
Reason in a Postsecular World, Prima Publishing, California, 1997,
ss. 80-81.
69. Herbert
Benson, Mark Stark, Timeless Healing, Simon & Schuster, New York,
1996, s. 203.
70. Herbert
Benson, Mark Stark, Timeless Healing, Simon & Schuster, New York,
1996, s. 193.
71. Patrick
Glynn, God: The Evidence, The Reconciliation of Faith and Reason
in a Postsecular World, Prima Publishing, California, 1997, s. 94.
|