
DEĞERLİ BİR BESİN KAYNAĞI:BALIK
Deniz avı ve onu yemek size ve (yeryüzünde) dolaşanlara
bir yarar olarak helal kılındı... (Maide Suresi, 96)
Kalp hastalıklarına yakalanan ve bu nedenle hayatını kaybeden kişilerin
yaş ortalamalarının gün geçtikçe düşmesi, kalp sağlığına gösterilen
önemi büyük ölçüde artırmıştır. Tıpta, kalp hastalıklarının tedavisi
konusunda pek çok yeni gelişmeler kaydedilse de, uzmanların asıl
tavsiye ettiği, bu hastalığa yakalanmadan önce alınacak önlemlerin
titizlikle uygulanmasıdır. Uzmanlar kalbin sağlıklı işleyişinde
ve hastalıkların önlenmesinde önemli bir besini tavsiye etmektedirler:
Balık
Balığın önemli bir besin olmasının nedeni; hem insan vücudu için
gerekli maddeleri sağlaması, hem de bedeni çeşitli hastalık risklerinden
mümkün olduğunca uzak tutacak içeriğe sahip olmasıdır. Örneğin içerdiği
Omega-3 asidi ile vücut sağlığı için adeta bir kalkan görevi gören
balığın, düzenli olarak tüketildiğinde kalp hastalıkları riskini
azalttığı ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği ortaya çıkmıştır.
Bilimsel olarak faydaları yeni kanıtlanan balığın, değerli bir
besin kaynağı olduğu günümüzden yaklaşık olarak 1400 yıl önce indirilen
Kuran'da da bildirilmektedir. Yüce Allah, Kuran'da deniz ürünlerini,
"Denizi de sizin emrinize veren O'dur, ondan
taze et yemektesiniz..." (Nahl Suresi,14), "Deniz avı ve onu yemek
size ve (yeryüzünde) dolaşanlara bir yarar olarak helal kılındı..."
(Maide Suresi, 96) ayetleriyle haber vermektedir. Ayrıca
Kehf Suresi'nde de, balığa özel olarak dikkat çekilmektedir. Bu
surede Hz. Musa ve genç yardımcısının uzun bir yolculuğa çıktıkları
ve yanlarına da yiyecek olarak balık aldıkları bildirilmektedir:
Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere
ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya
doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu. (Varmaları gereken
yere gelip) Geçtiklerinde (Musa) genç-yardımcısına dedi ki: "Yemeğimizi
getir bize, andolsun, bu yaptığımız-yolculuktan gerçekten yorulduk."
(Genç-yardımcısı) Dedi ki: "Gördün mü, kayaya sığındığımızda,
ben balığı unuttum..." (Kehf Suresi, 61-63)
Kehf Suresi'nde uzun bir yolculuk sırasında, yorulduktan sonra
yiyecek olarak özellikle balığın seçilmiş olması dikkat çekicidir.
Dolayısıyla bu kıssadaki hikmetlerden biri olarak, balığın faydalarına,
besleyici yönüne işaret ediliyor olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)
 |
Nitekim balığın besin olarak özelliklerini
araştırdığımızda çarpıcı bilgilerle karşılaşırız. Rabbimiz'in bizlere
büyük bir nimeti olan balıklar özellikle protein, D vitamini ve
eser elementler (vücutta çok az miktarda bulunan, fakat vücut için
çok önemli bazı elementler) açısından mükemmel besin kaynaklarıdır.
İçerdikleri fosfor, sülfür, vanadyum gibi mineraller sayesinde ise
büyümeyi ve dokuların iyileşmesini sağlarlar. Sağlıklı diş etleri
ve diş yapısı oluşmasına yardımcı olur, cilt rengini güzelleştirir,
saçların daha sağlıklı olmasını sağlar, bakteriyel enfeksiyonlarla
mücadeleye katkıda bulunurlar. Ayrıca kandaki kolesterol oranını
düzenleyici etkileriyle, kalp krizlerinin önlenmesinde önemli bir
rol oynamaktadırlar. Nişasta ve yağların parçalanarak vücutta kullanılmasına
yardım ederler. Böylece daha enerjik ve daha kuvvetli olunmasını
sağlarlar. Öte yandan zihinsel faaliyetlerin düzenli çalışmasında
etkilidirler. İçerdikleri D vitamininin ve diğer minerallerin yeterli
miktarlarda alınmaması durumunda ise, raşitizm (kemik zayıflığı),
diş eti hastalıkları, guatr, hipertiroit gibi rahatsızlıklar ortaya
çıkabilir.129
Bunların dışında günümüz tıbbı, balığın içerdiği Omega-3 yağ asitlerinin
sağlık açısından çok önemli bir yere sahip olduğunu keşfetmiştir.
Hatta bu yağlar zaruri yağ asitleri (EFA: essential fatty asit)
olarak belirlenmiştir.
Balık Yağındaki Omega-3'ün Faydaları
Balık yağında sağlığımız için özellikle çok önemli olan 2 farklı
doymamış yağ asidi türü bulunmaktadır: EPA (eicosapentaenoic
asit) ve DHA (docosahexaenoic
asit). EPA ve DHA çoklu doymamış yağlar olarak
bilinmektedirler ve önemli omega-3 yağ asitlerini içermektedirler.
İnsan vücudu omega-3 ve omega-6 yağ asitlerini üretemez dolayısıyla
dışarıdan besinlerle alınmaları gerekir.
Balık yağının -omega-3 yağ asitlerini içermesi nedeniyle- insan
sağlığına faydaları hakkında çok fazla delil bulunmaktadır. Omega-3
yağ asitleri, bitkisel yağlarda da bulunmasına karşın, insan sağlığını
korumada çok daha az etkilidirler. Buna karşın deniz planktonları
omega-3 yağ asidini EPA ve DHA'ya dönüştürmede çok etkilidirler.
Balıklar bu planktonları yediklerinde EPA ve DHA açısından zengin
hale gelirler. Bu nedenle balık, vücut için son derece önem taşıyan
bu yağ asitleri açısından en zengin besinlerden biridir. (http://www.ventris.org.uk/health_supplements_biocare_s-e52760.htm)
Balıktaki Yağ Asitlerinin Hayati Faydaları
Balıktaki yağ asitlerinin başlıca özelliği ise vücudun enerji üretimine
katkıda bulunmasıdır. Bu yağ asitleri, vücutta oksijene bağlanarak,
elektron transferini gerçekleştirmekte ve vücuttaki birtakım kimyasal
işlemler için enerji sağlamaktadırlar. Bu nedenle balık yağı açısından
zengin bir beslenmenin yorgunluğu giderdiğine, kavrama gücünü ve
hareket kabiliyetini artırdığına dair deliller de bulunmaktadır.
Omega-3, kişinin enerji seviyesini olduğu kadar konsantrasyon yeteneğini
de arttırmaktadır. Balığın "zeka besini" olarak ifade edilmesinin
bilimsel bir temeli vardır çünkü, beyindeki yağın ana bileşimi omega-3
yağ asitleri içeren DHA'dır. (http://www.homeschoolmath.net/other_topics/fats-intelligence.php)
Kalp ve Damar Sağlığında Balığın Önemi
Balıkta bulunan omega-3 yağ asidi
kandaki kolesterolü, trigliseridi ve kan basıncını düşürerek, kalp
sağlığını koruyucu etkisi ile bilinmektedir.130
Trigliserit bir çeşit yağdır ve içerdiği zengin yağ ve düşük protein
bakımından LDL'ye (kötü kolesterole) benzer. Yükselmiş trigliserit
seviyesi, özellikle yüksek kolestrol durumunda kalp hastalığı riskini
artırır. Ayrıca balık yağları, bir kalp krizinden sonraki anormal
kalp ritmlerinin, hayatı tehdit eden risklerini de azaltmaktadır.
Amerikan Tıp Birliği tarafından yapılan bir araştırmada, haftada
5 porsiyon balık yiyen kadınlarda kalp krizi geçirme oranlarının
1/3 oranında azaldığı görülmüştür. Bunun, balık yağında bulunan
omega-3 yağ asitlerinin, kanın daha az pıhtılaşmasına neden olmasından
kaynaklandığı düşünülmektedir. Kanın damarlarımızdaki normal hızı
saatte 60 km'dir ve kanın yeterli derecede akışkan olması, yoğunluğunun,
miktarının, hızının normal seviyede olması hayati derecede önem
taşır. Kanımız için en büyük tehlike -kanama gibi gerekli durumlar
haricinde- pıhtılaşarak akıcılığının azalmasıdır. Balık yağları
kandaki trombositlerin (vücutta kanama olduğunda kanı yoğunlaştıran
kan plakçıkları) birbirlerine yapışmalarını engelleyerek kanın pıhtılaşmasını
azaltmada da etkili görünmektedir. Aksinde kanın yoğunlaşması damarların
daralmasına sebep olur. Bu durum da başta kalp, beyin, gözler ve
böbrekler olmak üzere vücuttaki pek çok organın kanla yeterli miktarda
beslenememesine, ağır çalışmalarına ve zamanla fonksiyonlarını yitirmelerine
sebep olur. Örneğin atardamar pıhtılaşma yüzünden tamamen tıkandığında,
damarın bulunduğu yere bağlı olarak, kalp krizi, felç veya başka
hastalıklar meydana gelebilmektedir.
Omega-3 yağ asitleri alyuvarlar içindeki oksijen taşıyan hemoglobin
molekülünün üretiminde ve hücre zarından geçen besinlerin kontrolünde
de önemli rol oynamakta ve vücut için zararlı yağların zararını
engellemektedir. Araştırmalar balıktaki omega-3 yağ asitlerinin
kalp krizi riskini azalttığını ortaya koymaktadır. (http://news.bbc.co.uk/1/hi/health/3837329.stm;
BBC News, "'Fish' test for heart attack risk", 26 Haziran
2004)
Yeni Doğan Bebeklerin Gelişimi İçin Önemi
Omega-3 yağ asitleri insan beyni ve retinasının önemli bir bileşeni
olmalarından ötürü, özellikle yeni doğan bebeklerin ihtiyaçlarıyla
bağlantılı olarak, geçtiğimiz on yılda önemli araştırmalara konu
olmuştur. Omega-3'ün bebeğin anne rahmindeki gelişimi ve yeni doğmuş
bebeğin gelişimindeki önemini kanıtlayan çok fazla delil bulunmaktadır.
Omega-3 özellikle hamilelik dönemi boyunca ve bebeklik döneminin
başlarında, beyin ve sinirlerin uygun şekilde gelişimi için çok
önemlidir. Anne sütü de doğal ve mükemmel bir Omega-3 deposu olduğundan,
bilim adamları anne sütünün önemini özellikle vurgulamaktadırlar.(http://news.bbc.co.uk/1/hi/health/3835657.stm;
BBC News, "Mother's fish diet boost to baby", 24 Haziran
2004.)
Eklem Sağlığına Faydası:
Romatizmal artrit hastalığında (romatizmaya bağlı eklem enflamasyonu)
en önemli risk, eklemlerde meydana gelen aşınmanın, geriye dönüşü
olmayan bir tahribata yol açmasıdır. Omega-3 yağ asidi bakımından
zengin bir beslenmenin, artrit oluşumuna engel olduğu, şişmiş ve
hassas eklemlerdeki rahatsızlıkların da hafiflediği kanıtlanmıştır.
http://www.umm.edu/altmed/ConsSupplements/Omega3FattyAcidscs.html?cfA3F3B2C5=
bmVuNjE4Mzpnb29keWVhcl9lbWVhX2ludGVybmV0Ok9S3oVvl46l1fxb71Iaai4=
)
Beyin ve Sinir Sisteminin Sağlıklı Çalışması
Açısından Faydaları
Omega-3 yağ asidinin beyin ve sinir
sisteminin sağlıklı şekilde çalışmasındaki etkileri yapılan pek
çok araştırmada ortaya konmuştur. Ayrıca balık yağı takviyelerinin
depresyon ve şizofreni belirtilerini hafifletebildiği, Alzheimer
hastalığını (bellek kaybına sebep olan, günlük yaşam aktivitelerini
engelleyen bir beyin hastalığı) önlediği gösterilmiştir. Örneğin
depresyon geçiren ve 12 hafta boyunca 1 gram omega-3 yağ asidi alan
kişilerde, belirtilerin -endişe, hüzün ve uyku problemleri gibi-
azaldığı belgelenmiştir.131
Enfeksiyonel Rahatsızlıklara Faydası, Bağışıklık
Sistemini Güçlendirmesi
Omega-3 yağ asitleri aynı zamanda, anti-enflamatuar (enflamasyon -şişme, kızarıklık ve ağrı durumunu- önleyici) olarak görev yaparlar. (http://www.omega-3info.com/arthritis.htm)
Bu nedenle;
*Romatizmal artrit (romatizmaya bağlı eklem enflamasyonu),
*Osteoartrit (zamanla eklemlerin işlevlerini bozan bir hastalık),
*Ülseretif kolit (bağırsak enfeksiyonuna bağlı yaralar) ve
*Lupus (ciltte yara oluşmasına sebep olan deri hastalığı) hastalarının
hepsinde kullanılabilir.
Ayrıca miyelini (sinir hücrelerini kaplayan zar) koruma özelliği
vardır. Bu nedenle;
*Glokom (göz içi basıncın artmasıyla körlüğe sebep olan hastalık),
*Multipl skeleroz (beyin ve omurilikte doku sertleşmesi sonucu
oluşan ölümcül hastalık),
*Osteoporoz (kemik dokusunda yapısal zayıflamaya sebep olan hastalık)
ve
*Şeker hastalarının tedavisinde kullanılır.
Tüm bunların yanı sıra;
*Migren hastalarında,
*Aneroksiyada (ölümcül olabilen yeme bozukluğu),
*Yanık tedavisinde
*Cilt sağlığı ile ilgili problemlerin tedavisine de yardımcı
olduğu belirtilmektedir.
Yüksek oranda omega-3 yağ asidine sahip balıkla beslenen Grönland
eskimoları ve Japonlar gibi toplulukların daha az kalp, damar hastalıklarına,
astım ve sedef hastalığı gibi hastalıklara yakalandıklarını gösteren
çok kapsamlı veriler bulunmaktadır. Balık, bu nedenle tedavi edici
bir besin olarak da tavsiye edilmektedir. Omega-3 yağ asitleri kalp
sağlığı için, kanıtlanmış faydalarıyla, günümüzde beslenme uzmanlarının
başlıca tavsiye ettikleri maddelerden biridir.
Genel hatlarıyla yer verdiğimiz balığın faydalarına her geçen gün
yenileri eklenmektedir. Üstelik balığın yararlarını ortaya çıkarmak,
pek çok bilim adamının, üstün teknolojik imkanlarla donanmış araştırma
merkezlerinin kullanılmasıyla mümkün olabilmiştir. Böylesine değerli
bir besin kaynağına Kuran'da işaret edilmesi ve Kehf Suresi'nde
özellikle yorgunluk giderici bir besin olarak bildirilmiş olması
da elbette son derece hikmetlidir. Balıktan sağlanan tüm faydalar
Rabbimiz'in bizlere verdiği büyük bir nimettir. Tüm besinlerde olduğu
gibi balıklardaki üstün yapıyı da bizler için yaratan Alemlerin
Rabbi olan Allah'tır.

129.
Bilim ve Teknik Dergisi, Eylül 1998, s. 86.
130. B. J. Holub, "Fish
oils and cardiovascular disease", CMAJ, 1989, c. 141, no. 1063;
W.E. Connor, "The importance of n-3 fatty acids in health and disease",
Am J. Clin. Nutr., 2000, c. 71, (1 Suppl):171S-5S; P. Angerer, C.
von Schacky, "n-3 Polyunsaturated fatty acids and the cardiovascular
system", Curr. Opin. Lipidol, 2000, c. 11, no. 1, ss. 57-63.
131.
Archives of General Psychiatry, Ekim 2002, c. 59, ss. 913-919.
|